Uzaktaki Denizin Mavisi

Bölüm 9 “Ajan da olabilir, kanun kaçağı da!”

Küçük koya indiklerinde saat neredeyse üçe gelmişti bile. Kendilerini suya bırakan çocuklar günün tüm yorgunluğuna rağmen suda oynanabilecek her türlü oyunu oynamaya başladılar.

İlk pes eden küçük Enes oldu.

“Ben öldüm artık, çıkıyorum…”

Yorgunluktan bitap küçük oğlan kendini havlusunun üzerine attı. Enes’i diğer çocuklar da bir süre sonra takip ettiler. Yanlarındaki tazecik ekmeklerle hazırlanmış beyaz peynir ve domatesli sandviçlerini yerlerken bir yandan da Enis’in abartılı hikâyelerini dinliyorlardı kıkırdayarak.

Enis’e sorarsanız o hiçbir şeyi abartmazdı, sadece ve sadece olayları kendi yorumuyla anlatırdı!

Müthiş bir ciddiyetle anlattığı hikâyeler ise diğer çocukları ölesiye eğlendirirdi! Yosun sandviçinden koca bir ısırık aldıktan sonra Enis’in konuşmasına ara vermesinden faydalanarak Ömer’e döndü.

“Ömer?”

“Hıı?”

Ömer sandviçini bitirmiş, meyve suyunu içiyordu.

“Bugün sabah dükkânın önünde sizi beklerken, kocaman bir araba geldi. Daha önce bir kere ilk taşındığımız zaman da görmüştüm…” dedi kız. “İçinden uzun boylu, beyaz saçlı bir adamla, bir de böyle dev gibi bir köpek indi! Kim onlar? Erkan Amcayla konuşurken adını duyar gibi oldum ama tam anlayamadım.”

“Demir Beyle köpeğidir, başka kimse gelmiyor aklıma bu tariften.”  

“Kim ki Demir Bey?”

“Aslına bakarsan kimse tam olarak bilmiyor. Benim bildiğim uzun zamandır ormanda köpeğiyle yaşadığı. Bazen dükkâna gelir, alışveriş yapar, bazen de dedemle balığa çıktığımızda balık tutarken görürüz onu. Kasabadan kimseyle uzun uzadıya konuşmaz. Herkes de zaten biraz çekinir ondan, suratsızlığından herhalde bilmiyorum!”

Konu Enis’in de ilgisini çekmişti. Yorgunluktan havlusunun üzerinde uyuya kalan Enes’in yarım kalan sandviçini de yemekte olan Enis ağzı dolu ama esrarengiz bir havayla, “Belki de ormanda saklanan bir kanun kaçağıdır! Ya da artık emekli olmuş bir gizli servis ajanı!” dedi.

Ömer yüksek sesle güldü oğlanın söylediklerine.

 “Saçmalama oğlum yaa! Ne kanun kaçağı ne ajanı? Aksi, yaşlı adamın teki sadece!”

Ama Yosun Enis’in söylediklerinden etkilenmişti.

“Vallahi Enis’in dedikleri doğru olabilir, çok garip ve ürkütücü bir havası var adamın! Mesela söyle Ömer, hiç senin babana, dedene veya benim babama benziyor mu? Onu bırak, kasabadaki herhangi birine benziyor mu?”

Ömer, Demir Bey konusundan hem sıkılmıştı hem de adamla ilgili anlamsız teoriler üretmenin yersiz olduğunu düşünüyordu.

“Aman yeter artık Demir Bey konusu ya! Kimse kim, bize ne! Hadi son bir kez daha yüzelim, sonra dönelim artık” 

Ömer arkadaşlarının yeni sorular sormasının önüne geçmek için hızla, denize girmek üzere ayağa kalktı.

Hep birlikte son kez denize girdiklerinde Yosun hâlâ ürkütücü Demir Bey ve köpeğini, Enis ise bir insanın neden tek başına ormanda yaşamayı seçmiş olabileceğini düşünüyordu.

Ne gibi bir sebep olmalıydı bunun için? Normal, sıradan bir sebep olmayacağı belliydi elbette! Ama ne?

Ömer ise her iki arkadaşının da aklından geçenlerden habersiz, denizin keyfini çıkartıyordu.

Scroll to Top
Send this to a friend