Uzaktaki denizin mavisi

Bölüm 11 “Bu kadar önemli olan ne?”

Enis “Fahrettin Dede yapacak başka bir şey var mı? Varsa eğer sorun değil söyleyin hemen halledeyim!” dedi o bilmiş tavırlarıyla. “Yok Eniscim yok! Daha ne olsun, her şeyi bitirdin, bana yapacak bir şey kalmadı, Erkan’ın çengel bulmacalarını bitireceğim şimdi, ama aramızda kalsın!” diye cevaplarken gülüyordu yaşlı adam. Enis vedalaşıp sokağa çıktığında, sıcak yüzünü yakmış hatta …

Bölüm 11 “Bu kadar önemli olan ne?” Read More »

Bölüm 10 “Onun adı Dart”

Uzun yaz günleri dolu, dolu geçerken hepsi de hayatlarından memnundu. Ara sıra Yosun yaz tatilinin sonunu düşünüyor ve içini hüzün kaplıyordu. Burada geçirdiği günler şehirdeki hayatından farklı olsa da yeni arkadaşlarını çok sevmiş, onlarla birlikte yaptığı her şeyden keyif alır olmuştu. Enis bile oyunlarını artık sadece akşam eve döndükten sonra oynuyordu. Sabah erkenden kalkıp dükkâna …

Bölüm 10 “Onun adı Dart” Read More »

Bölüm 9 “Ajan da olabilir, kanun kaçağı da!”

Küçük koya indiklerinde saat neredeyse üçe gelmişti bile. Kendilerini suya bırakan çocuklar günün tüm yorgunluğuna rağmen suda oynanabilecek her türlü oyunu oynamaya başladılar. İlk pes eden küçük Enes oldu. “Ben öldüm artık, çıkıyorum…” Yorgunluktan bitap küçük oğlan kendini havlusunun üzerine attı. Enes’i diğer çocuklar da bir süre sonra takip ettiler. Yanlarındaki tazecik ekmeklerle hazırlanmış beyaz …

Bölüm 9 “Ajan da olabilir, kanun kaçağı da!” Read More »

Bölüm 8 Demir Bey

Ömer için sıradan, Yosun için sıkıcı, Enis ve Enes içinse bilgisayar başında geçecek gibi gözüken yaz, sürpriz bir şekilde bambaşka bir yaza dönüşüvermişti. Dört çocuk zamanlarının çoğunu birlikte geçirmeye başlamışlardı. Önceleri Enis ayak direyecek gibi olup, mesafeli durmaya yeltense de çarçabuk yelkenleri suya indirmişti. Birlikte geçirebilecekleri zamanı uzatmanın yolu Ömer’in dükkândaki işlerinin çabuk bitmesinden geçiyordu. …

Bölüm 8 Demir Bey Read More »

Bölüm 7 “Ne arkadaşı yaa!!”

Yosun hâlâ eski ve paslı ama artık tamir edilmiş bisikleti evin arkasından aldı, bahçe kapısından çıkarken çiçekleri sulayan annesine ve internet üzerinden bir toplantı yapmakta olan babasına el salladı. Şortu, tişörtü, içine giydiği mayosu ve sırt çantasıyla gitmeye hazırdı. Son bir haftadır her gün Ömerlerin dükkânına gidip, mutfakta oğlanın annesine biraz yardım ediyor, yavru kedileri …

Bölüm 7 “Ne arkadaşı yaa!!” Read More »

Bölüm 6 “Dev köpekbalıkları ve yılanlar!”

Enis ekrana nerdeyse burnunu dayamış, parmakları klavyede hız rekorlarını defalarca kırarken, oyun oynuyordu. Kulağındaki kulaklık tüm dünya ile ilişkisini kestiği için kendini tamamen ekrandaki ejderhalar ve şövalyelerle dolu sihirli diyarlarda kaybetmişti. Kılıcını sallıyor, pelerini rüzgârda kahramanlara yakışırcasına dalgalanırken, alev püskürten ejderhanın üzerine doğru atıyla şahlanıyordu. Kılıcı havada, ejderhaya hamle yapmak üzereyken birden sıkı bir dürtmeyle …

Bölüm 6 “Dev köpekbalıkları ve yılanlar!” Read More »

Bölüm 5 “Ayy! Çok tatlı bunlar yaa!”

Ömer avluya hortumla su tutup, yıkarken, dedesi de her sabah yaptığı gibi Meloşlarıyla konuşuyordu. Annesi Güneş mutfakta günün kek ve turtalarına başlamış, babası ise dükkânın önünde birkaç kasabalı ile sohbetteydi. Ömer’in gözü bir an için ağacın altındaki anne ve yavrularının olduğu büyük tahta kasaya ilişince aklına Yosun geldi. “Belki bugün gelir…” diye aklından geçirdi, çünkü …

Bölüm 5 “Ayy! Çok tatlı bunlar yaa!” Read More »

Bölüm 4 “Kim bilir belki de güzel bir yaz olur!”

Yosun, sabahın ilk ışıkları henüz yere düşmeye başlamışken, bahçedeki büyük dut ağacına asılı duran ip salıncakta öylesine, sallanmadan oturuyordu. Gece bir süre arkadaşlarına mesaj yazmış, onlarla vakit geçirmişti, ancak Yosun’un onlar kadar çok anlatacak şeyi yoktu! Gizem’le Ayda’nın keyifleri yerindeydi belli ki! Hatta o kadar yerindeydi ki, Yosun’un mesajlarını gördükleri halde hemen cevap bile yazmıyorlardı! …

Bölüm 4 “Kim bilir belki de güzel bir yaz olur!” Read More »

Bölüm 3 “İki garip kardeş”

Enis son kıyafetlerini de dolaba yerleştirdikten sonra, sözde küçük olmanın verdiği avantajlardan hâlâ yararlanmakta olan kardeşi Enes’e baktı. Annesi, Enes’in kıyafetlerini ve eşyalarını önceden yerleştirdiği için küçük çocuk ahşap zeminde oturmuş, önündeki oyun konsoluna kendini kaptırmış oynamaktaydı. Aralarındaki altı yaş fark olmasa nerdeyse ikiz gibi birbirlerine benzeyen bu iki çocuk, siyah saçları, tel çerçeveli yuvarlak gözlükleri, tombul …

Bölüm 3 “İki garip kardeş” Read More »

Bölüm 2 “Kim ki şimdi bu kız?”

Ömer on beş yaşına göre oldukça fazla gelişmiş bir delikanlıydı. Emekli albay olan dedesi Fahrettin, gururla oğlanı şöyle bir tepeden tırnağa süzer, sonra da, “Sen henüz bebekken şehirden buraya gelip yerleşmeseydik, bu kadar boylu poslu olamazdın” derdi. “Yediğimiz içtiğimiz mis gibi, tazecik, soluduğun hava da öyle, e tabii böyle boyuna, boyuna gittin!” Güneş ve tuzlu …

Bölüm 2 “Kim ki şimdi bu kız?” Read More »

Scroll to Top